Bir zamanlar ilerlemenin simgesiydiler. Şehirleri besliyor, sanayiyi büyütüyor, nehirleri kontrol altına alıyorlardı. Bugün ise Avrupa’nın birçok ülkesinde aynı yapılar sessizce ortadan kaldırılıyor.
Son yıllarda Avrupa genelinde yüzlerce eski baraj, bent ve nehir bariyeri yıkıldı. Nedeni yalnızca ekonomik değil. Uzmanlara göre artık kullanılmayan birçok yapı, nehirlerin doğal akışını bozmayı sürdürüyor.
Bu durum ekosistemi de doğrudan etkiliyor. Nehirlerin akışı değiştiğinde balık göçleri kesintiye uğruyor, su döngüsü zarar görüyor ve canlı yaşamı parçalanıyor. Özellikle somon ve yılan balığı gibi göç eden türlerin nüfusundaki dramatik düşüşün nedenlerinden biri olarak bu yapılar gösteriliyor.
Avrupa Birliği’nin hedefi, 2030’a kadar binlerce kilometrelik nehri yeniden doğal akışına kavuşturmak. İsveç, Finlandiya ve İspanya bu dönüşümün öncüsü haline gelirken bazı uzmanlar bu süreci “nehirlerin yeniden nefes alması” olarak tanımlıyor.
Dikkat çekici olan ise bakış açısının değişmesi.
Bir dönem insanlığın doğaya karşı gücünü temsil eden yapılar bugün bazı ülkelerde doğanın önündeki engellerden biri olarak görülüyor.
Dünyanın birçok bölgesinde hâlâ yeni mega baraj projeleri planlanıyor. Avrupa’da yükselen yeni yaklaşım ise başka bir soruyu gündeme taşıyor:
Belki de bazen doğayı yönetmek değil, yeniden akmasına izin vermek gerekiyor.
