ABD Adalet Bakanlığı, çocuk istismarı ve seks ticareti suçlarından yargılanırken 2019’da cezaevinde ölen Jeffrey Epstein hakkında bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılan en kapsamlı belge setini yayımladı.
Toplam 3 milyon sayfa, 180 bin görsel ve 2 bin video, Epstein’ın yalnızca suç geçmişini değil; siyaset, iş dünyası ve küresel elitlerle kurduğu ilişkiler ağını da ortaya koyuyor.
Belgeler, geçen yıl yürürlüğe giren Epstein Files Transparency Act kapsamında açıklanmak zorundaydı. Süreç gecikmeli tamamlandı ve dosyaların içeriği, “şeffaflık” tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Paylaşılan belgelerde, Epstein’ın İngiliz kraliyet çevresiyle temasları dikkat çekiyor. “The Duke” olarak geçen kişinin Andrew Mountbatten-Windsor olduğu değerlendiriliyor. Yazışmalarda Buckingham Sarayı’nda “yüksek mahremiyetli” bir akşam yemeğinden söz ediliyor ve Epstein’ın Andrew’u genç bir Rus kadınla tanıştırmayı teklif ettiği görülüyor. Dosyalarda yer alan bazı fotoğraflar kamuoyunda tepki toplarken, belgelerde Andrew hakkında doğrudan bir suç isnadı yer almıyor ve kendisi iddiaları reddetmeyi sürdürüyor.
Belgeler, Andrew’un eski eşi Sarah Ferguson ile Epstein arasındaki yazışmaları da gün yüzüne çıkarıyor. “Sevgili ve özel dostum Jeffrey” gibi ifadelerin yer aldığı mesajlarda, Ferguson’un iş projeleri ve maddi talepleri dikkat çekiyor. Zamanla yazışmaların tonu değişiyor; Ferguson, Epstein’ın kendisiyle yalnızca Andrew’a ulaşmak için temas kurduğunu düşündüğünü ve bunun kendisini derinden incittiğini ifade ediyor. Bu yazışmaların ortaya çıkmasının ardından Ferguson’un bazı hayır kurumlarıyla ilişkisi kesildi.
Dosyalar, siyasi temaslara uzanan bir para trafiğini de ortaya koyuyor. Epstein’ın 2003–2004 yıllarında İngiliz siyasetçi Peter Mandelson’la bağlantılı hesaplara toplam 75 bin dolar gönderdiği görülüyor. Mandelson, bu ödemeleri hatırlamadığını ve belgelerin doğruluğunun araştırılması gerektiğini söyledi. Belgelerin yayımlanmasının ardından Mandelson, İşçi Partisi’nden istifa etti; İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise temaslara ilişkin acil inceleme başlatılması talimatı verdi.
Yeni dosyalarda Donald Trump’ın adı yüzlerce kez geçiyor. Belgelerde, FBI’a yapılan ve büyük kısmı doğrulanmamış ihbarlara yer veriliyor; ABD Adalet Bakanlığı bu iddiaların asılsız olduğunu özellikle vurguluyor. Teknoloji dünyasından Elon Musk ve Bill Gates de belgelerde yer alıyor. Musk’ın Epstein’la parti ve ada planları üzerine yazışmaları bulunuyor, ancak adaya gittiğine dair bir kanıt yer almıyor. Gates cephesi ise belgelerdeki iddiaları “tamamen uydurma” olarak nitelendiriyor.
Belgeler, Epstein’ın Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ile yürüttüğü yoğun yazışmaları da ortaya koyuyor. Mesajlarda, Epstein’ın geçmiş suçlarını geri plana itmeye yönelik bir belgesel ve iletişim stratejisi planlandığı görülüyor. Bu durum, Epstein’ın ölümünden önce kamuoyundaki algıyı yeniden şekillendirmeye çalıştığı iddialarını güçlendiriyor.
Dosyaların yayımlanması en çok mağdurlar açısından tartışma yarattı. Kadın hakları avukatı Gloria Allred, bazı belgelerde mağdurların isim ve fotoğraflarının yeterince gizlenmediğini söyledi. Adalet Bakanlığı ek sansürler üzerinde çalışıldığını açıkladı; dosyaların çoktan indirilmiş olması ise geri dönüşü olmayan bir risk yarattı.
Adalet Bakanlığı bu paylaşımı sürecin tamamlanması olarak tanımlıyor. Demokratlar ise yaklaşık 2,5 milyon belgenin hâlâ kamuoyuna açıklanmadığını savunuyor. Tartışma, Epstein dosyalarının yalnızca bir suç dosyası değil; güç, ayrıcalık ve hesap verebilirlik meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
