1827 yılının mart ayında, fırtınalı bir pazartesi günü, Ludwig van Beethoven uzun süredir mücadele ettiği ağır bir hastalığın ardından yaşamını yitirdi. Aylar boyunca yatağa bağlı kalan besteci; sarılık, karın ve uzuvlarda şişlik ile ciddi solunum güçlüğü yaşıyordu.
Beethoven’ın ölümünden sonra kişisel eşyaları incelendiğinde dikkat çekici bir belge bulundu. Besteci, yaklaşık 25 yıl önce kaleme aldığı bu vasiyetinde, yaşadığı sağlık sorunlarının kamuoyuyla paylaşılmasını özellikle talep ediyordu. Amacı yalnızca kişisel bir itiraf değil, aynı zamanda tıbbi bir açıklık sağlamaktı.
Günümüzde, Beethoven’ın orta yaşlarına geldiğinde neredeyse tamamen sağır olduğu artık tartışma konusu değil. Bu durum, hayatını müziğe adamış bir besteci için derin bir trajedi anlamına geliyordu.
Ancak Beethoven’ın bu isteği, ölümünden yaklaşık iki yüzyıl sonra, hiç öngöremeyeceği bir yöntemle yerine getirildi.
Saç örneklerinden yapılan genetik analiz

2023 yılında Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, Beethoven’a ait olduğu doğrulanan saç örnekleri üzerinde kapsamlı bir DNA analizi gerçekleştirdi. Çalışmanın temel amacı, bestecinin yaşamı boyunca yaşadığı sağlık sorunlarının biyolojik ve genetik kökenlerini ortaya koymaktı.
Araştırma ekibinde yer alan biyokimyacı Johannes Krause, çalışmanın hedefini şu sözlerle açıkladı:
“Beethoven’ın genç yaşlarda başlayan ve zamanla onu işlevsel olarak sağır bırakan işitme kaybının nedenlerini aydınlatmayı amaçladık.”
Beethoven’ın kişisel doktoru Johann Adam Schmidt de dâhil olmak üzere, dönemin hekimleri işitme kaybının kesin nedenini hiçbir zaman tespit edememişti. Yirmili yaşlarda başlayan tinnitus, zamanla yüksek frekansları duyamamaya ve sonunda sahne kariyerinin sona ermesine yol açmıştı.
Beethoven, kardeşlerine yazdığı mektuplarda bu durumun kendisini derin bir umutsuzluğa sürüklediğini ve zaman zaman intiharı düşündüğünü açıkça ifade etmişti.
Çoklu sağlık sorunlarıyla geçen bir yaşam
Bestecinin sağlık problemleri işitme kaybıyla sınırlı değildi. Kaynaklara göre Beethoven, 22 yaşından itibaren şiddetli karın ağrıları ve tekrarlayan ishal atakları yaşıyordu. Ölümünden yaklaşık altı yıl önce ise karaciğer hastalığına işaret eden belirtiler ortaya çıkmıştı.
Uzun yıllar boyunca, Beethoven’ın ölümünde kurşun zehirlenmesinin rol oynadığı düşünülüyordu. 2007 yılında yapılan bir adli incelemede, besteciye ait olduğu sanılan bir saç tutamında yüksek oranda kurşun tespit edilmişti. Dönemin tıbbi uygulamaları ve kurşun kapların yaygın kullanımı bu ihtimali destekliyordu.
Ancak 2023’te yayımlanan genetik çalışma bu iddiayı geçersiz kıldı. İncelenen saçın Beethoven’a değil, kimliği bilinmeyen bir kadına ait olduğu belirlendi.
Hepatit B bulgusu
Beethoven’a ait olduğu doğrulanan saç örnekleri ise ölüm nedenine ilişkin daha güçlü ipuçları sundu. Araştırmacılar, bestecinin hepatit B enfeksiyonu geçirdiğini ortaya koydu. Bu enfeksiyonun, genetik yatkınlık ve yoğun alkol tüketimiyle birleşerek karaciğer yetmezliğini tetiklemiş olabileceği değerlendiriliyor.
Krause, sonuçları şu şekilde özetledi:
“Beethoven’ın ölüm nedenini kesin olarak belirlemek mümkün değil. Ancak hepatit B enfeksiyonunun varlığını ve ciddi kalıtsal risk faktörlerini doğrulayabiliyoruz.”
Buna karşın, işitme kaybı ve sindirim sistemi sorunlarının kesin nedeni hâlâ açıklığa kavuşmuş değil.
Soy ağacında beklenmedik bir kırılma
Araştırma yalnızca sağlık verileriyle sınırlı kalmadı. Saç örneklerinden elde edilen Y kromozomu, Beethoven’ın baba tarafından günümüzde yaşayan akrabalarıyla karşılaştırıldı. Sonuçlar, genetik açıdan beklenmeyen bir uyumsuzluk ortaya koydu.
Bu durum, Beethoven’ın soy ağacında, 16. ve 18. yüzyıllar arasında en az bir kuşakta evlilik dışı bir babalık olayı yaşanmış olabileceğine işaret ediyor.
Cambridge Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Tristan Begg, bulguyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu sonuç, Beethoven’ın baba hattında biyolojik bir kopukluk bulunduğunu düşündürüyor.”
İronik bir miras
Beethoven, işitme kaybının doğru anlaşılmasını istemişti. Ancak modern bilim, bu isteğin ötesine geçerek bestecinin ölüm nedeni, yanlış tanımlanan saç örnekleri ve soy geçmişine dair beklenmedik gerçekleri de ortaya çıkardı.
1827 yılının o fırtınalı gecesinde, Beethoven’ın saçından hatıra olarak kesilen küçük tutamların, iki yüzyıl sonra genetik bir zaman kapsülüne dönüşeceği öngörülemezdi.
Araştırma, Current Biology dergisinde yayımlandı.
