Kadınların evde kalmasını ve eşlerine itaat etmesini desteklemenin en güçlü belirleyicisi, araştırmacıların beklediği gibi centilmenlik değil, “düşmanca cinsiyetçilik”tir.
İnternette giderek yaygınlaşan bir akım, kadınları işlerini bırakıp ev işlerini yürütmeye ve kocalarına itaat etmeye teşvik ediyor. Bu “tradwife” hareketi, geleneksel rollere geri dönüşü savunuyor ve ABD’deki araştırmacılar kısa süre önce bu hareketi destekleyen erkeklerin profilini incelemeye koyulduklarında, eski usul şövalyelik anlayışını benimseyen bir grup bulmayı bekliyorlardı.
Ancak araştırmacılara göre gerçek durum oldukça farklıydı. Genç Amerikalı erkekler arasında, tradwife yaşam tarzını desteklemenin en güçlü belirleyicisi centilmenlik değil, kadınlara karşı düşmanlıktı.
“Şaşırdık,” dedi Las Vegas’taki Nevada Üniversitesi’nde psikolog olan ve çalışmanın baş yazarı Dr. Rachael Robnett. Ekibi, “tradwife” fikrine ilgi duyan erkeklerin, akademisyenlerin “iyiliksever cinsiyetçilik” olarak adlandırdığı şeyi sergileyeceğini düşünmüştü — yani erkeklerin kadınları koruması ve geçimini sağlaması gerektiği inancını. Bu, onlara göre erkeğin para kazandığı, kadının ise yemek pişirdiği ve çocuklara baktığı bir yaşam tarzına uyuyor gibi görünüyordu.
Bunun yerine, istatistiksel testler, erkeklerin “geleneksel eş” yaşam tarzını desteklemesinin en güçlü belirleyicisinin “düşmanca cinsiyetçilik” olduğunu ortaya koydu. Bu, kadınların erkekleri manipüle ettiği, ayrımcılığı abarttığı ve eşit güç beklememesi gerektiği gibi, kadınlara yönelik açıkça olumsuz inançları içeriyor.
Düşmanca cinsiyetçilik düzeyi yüksek olan kişiler, kadınların genellikle cinsellik yoluyla erkekleri manipüle etmeye ve kontrol etmeye çalıştığına inanabilir.
Psychology of Women Quarterly dergisinde yayınlanan çalışma, geleneksel ev hanımı ideallerine ilgi duyan erkeklerin genellikle kadınların duygusal tatminleri için vazgeçilmez olduğuna ve samimiyetin yalnızca kadınların sağlayabileceği bir şey olduğuna inandıklarını da ortaya koydu. Robnett, “Bu, [geleneksel ev hanımı yaşam tarzını destekleyen] erkeklerin samimiyet için kadınlara güvendiklerini ve bu durumdan hoşnutsuz olduklarını gösteriyor” dedi.
Bu bulgular, hareketin sosyal medyadaki imajıyla pek uyuşmuyor. İnternette, geleneksel ev hanımları genellikle ev içi mutluluğun hâkim olduğu ortamlarda tasvir ediliyor: Kadınların evde kalıp ekmek pişirdiği, etraflarında gülümseyen çocuk sürülerinin bulunduğu sahneler.
Robnett, “Bu görüntülerin göstermediği şey,” dedi, “geleneksel ev hanımlarının elde ettiği önemli mali ve kişisel özerkliktir.”
Bulgular, 18 ila 29 yaşları arasındaki 595 Amerikalı erkeğin katıldığı bir ankete dayanıyor. Katılımcılara, erkek ve kadın rollerine ve geleneksel ev hanımı yaşam tarzına yönelik tutumlarının yanı sıra, farklı cinsiyetçilik biçimleri, dindarlık düzeyleri ve arka plan özellikleri hakkında sorular soruldu.
Araştırmacılar daha sonra, desteği en iyi öngören faktörleri belirlemek için istatistiksel modeller kullandılar. Düşmanca cinsiyetçilik, en güçlü tek faktör olarak ortaya çıktı.
Çalışmaya katılan erkekler, geleneksel ev hanımı düzenlemelerine bakış açıları açısından önemli ölçüde farklılık gösteriyordu. Bazıları bunu modern hayata bir yapı dayatmanın bir yolu olarak tanımladı. Diğerleri ise çok daha az olumluydu. Robnett, çok sayıda katılımcının geleneksel ev hanımlarını “tembel” olarak nitelendirmesinden etkilendiğini, bunun da onların kocalarının emeğinin meyvelerinden yararlanırken çalışmaktan kaçındıklarını ima ettiğini belirtti.
King’s College London tarafından 23.000 kişiyle yapılan küresel bir anket, Z kuşağı erkeklerinin (1997 ile 2012 arasında doğanlar) yüzde 31’ünün bir eşin her zaman kocasına itaat etmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ortaya koydu. Baby Boomer erkekleri (1946 ile 1964 arasında doğanlar) arasında ise bu görüşe katılanların oranı sadece yüzde 13’tü.
Robnett’e göre, ekibinin bulguları “tradwife” evliliklerinin yürümeyeceği anlamına gelmiyor. Bazı çiftler için bu tür evlilikler açıkça işe yarıyor. Ancak araştırma, bu akımın cazibesinin ardındaki motivasyonların, genellikle markalaşma sürecinin ima ettiğinden daha az sağlıklı olduğunu ortaya koyuyor. “Tradwife hareketini güçlü bir şekilde destekleyen erkek tipi, muhtemelen insanların beklediği gibi değildir,” dedi.
