Çin’in değişen ekonomik yapısı, yüksek ve öngörülemeyen ABD gümrük vergileriyle birlikte Japonya ve Güney Kore’yi giderek artan bir baskı altına alması Asya’nın doğusu açısından tabloyu tersine çeviriyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin gümrük vergilerini benimsemesi başta olmak üzere Doğu Asya’daki ticaret ve yatırım modeliyle daha geniş anlamda küresel değer zincirlerinin şekli uzun süredir üretimin merkezi konumundaki bölgede alarm zillerinin çalmasına sebep oldu. Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, çoğu ülkeden ABD ithalatına yönelik agresif ve öngörülemeyen gümrük vergisi artışlarını beraberinde getirerek Japon ve Güney Koreli firmaların ABD’deki üretimlerini artırmalarına yol açtı.
Hyundai Motors, Georgia’daki yeni fabrikasında faaliyetlerini artırdı, Samsung’un Teksas’taki yarı iletken dökümhanesi ise inşaat aşamasında. Son zamanlarda yüzde 50’lik gümrük vergileriyle karşı karşıya kalan POSCO da Louisiana’da bir çelik fabrikası kurmak için Hyundai Steel ile ortak girişimde bulunduğunu duyurdu. Bu strateji, en azından şimdilik, bu firmaların değişen küresel ticaret ortamında rekabet etmelerine yardımcı olsa da, Doğu Asya sanayisini zayıflatma riskini de beraberinde getiriyor.
Çin’in eylemleri, Doğu Asya ekonomileri için zorlukları daha da artırıyor. Son yirmi yılda Çin, özellikle Asya’da değer zincirlerini yeniden şekillendirdi. Ancak Çin’in ticaret yapısı eskiden Asya’daki komşularınınkini tamamlıyordu; bu ülkelerin yerel sanayileri genellikle Çin’in hızlı büyümesinden destek alıyordu. Bununla birlikte, Çin değer zincirinde yukarı doğru çıktıkça giderek daha rekabetçi hale geldi.
Çin, yüksek ABD gümrük vergilerine komşularına ucuz ihracat yaparak karşılık verdi. Çin’den gelen tekstil ürünlerinin akışı, Endonezya’nın en büyük tekstil şirketlerinden biri olan Sritex’in 2025’te iflas etmesinin nedenlerinden biri olarak biliniyor. Benzer şekilde, ucuz Çin çeliğinin akışı, Güney Koreli çelik devi POSCO’nun kârlarının 2024’te neredeyse yüzde 40 oranında düşmesine neden oldu.
Dünyanın iki ekonomik süper gücünün Doğu Asya sanayisinin zayıflamasına katkıda bulunmasıyla, bu ekonomilerin geleceği kasvetli görünebilir.
Güney Kore’nin şu anda Japonya’nın yanı sıra Avustralya, Kanada, Malezya, Meksika, Birleşik Krallık ve Vietnam’ı da içeren Kapsamlı ve İlerleyici Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşması’na (CPTPP) katılması bu durumun çözümü olabilir. CPTPP üyesi olarak Güney Kore, Latin Amerika’daki en büyük ticaret ortağı olan Meksika’nın yakın zamanda Güney Kore mallarına ve Çin de dahil olmak üzere diğer Asya ülkelerinin mallarına uygulayacağını açıkladığı yüksek gümrük vergilerinden kaçınabilir.
