Per. Eyl 17th, 2026

Bir fırına yazılan aşk mektubu


Düşük özgüvenli festival filmleri için vizyona girmeden önce hazırlanan fragmanları düşünüyorum. Filmlerin hitap ettikleri kitlenin gereğinden fazla önemsediği medya organları ve eleştirmenlerin yazılarından cımbızla çekilip alınan, görkemli ama fiilsiz kelime toplulukları. “İnsanı paramparça eden bir hikaye” ya da devasa puntolu 4 yıldızın altında “bu yılın en iyilerinden” gibi yazılar. Son 1-2 on yılda dikkat çekici işlerde oynayamamış ya da performans verememiş aktörlere yapılan utangaç ilan-ı aşklar. “Paul Giamatti olağanüstü”, “Nicolas Cage hiç bu kadar iyi olmamıştı”.


Bazı yemekler bunlardan fazlasını hak ediyor.


Nitekim baş döndürücü mutfak deneyimleri ya da zirveye çıkarılan ürünler denilince aklıma gelen bir yer daha var artık; Skt. Peders Bageri.


Yeni şeyler deneyimlemek için “çılgın bir fikir” ya da “yepyeni bir yorum” olmadan da aklınızı başınızdan almaya yetecek ürünleri var. En hassas hijyen obsesiflerinin bile dikkatini dağıtabilir, zira ellerinizi temizleyebileceğiniz bir lavaboları olmamalarına rağmen yedikleriniz ne kadar yapış yapış olduğu aklınıza bile gelmiyor. Dahası Kuzey Avrupa’nın fırın ürünlerini tanımlayabilecek her şey burada var. Öyle ki yaptığım tadımın üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen bir aşk mektubu daha yazdım.

Diğeri utanabileceğim ayrıntılarla dolu olan oldukça kişisel bir mektup.

Related Post

Bir Cevap Yazın

Fika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin