İranlı fotoğrafçı Hoda Afshar, yıllardır Hürmüz Boğazı’ndaki adalara geri dönüyor fakat onun fotoğrafları yalnızca manzara ya da portrelerden oluşmuyor. Afshar’ın kareleri; rüzgârı, hafızayı, korkuyu ve görünmeyen kültürel mirası görünür hâle getirmeye çalışıyor.
Sanatçının “Speak the Wind” isimli projesi, İran’ın güneyindeki Kişm, Hürmüz ve Hengam adalarında yaşayan insanların hayatına odaklanıyor. Bölge halkı için rüzgâr yalnızca doğa olayı değil; aynı zamanda ruhları etkileyen, insanı hasta eden ya da ele geçiren metafizik bir güç olarak görülüyor. Yerel inanışlarda “zār” adı verilen bu rüzgârların, müzik ve ritüeller aracılığıyla sakinleştirildiğine inanılıyor.

Afshar’ın en çok konuşulan fotoğraflarından birinde, Salimeh isimli bir kadın rüzgârın anlık hareketiyle görüntüleniyor. Fotoğrafçıya göre kare planlı bir pozdan çok, “bekleme anında” ortaya çıkan tesadüfi bir anı yakalıyor. Tam da bu nedenle görüntü, adalardaki yaşamın kırılganlığını ve görünmeyen güçlerle kurulan ilişkiyi güçlü biçimde hissettiriyor.

Sanatçının işleri yalnızca folklorik bir hikâye anlatmıyor. Hürmüz Boğazı, yüzyıllar boyunca Afrika, Arap ve Pers kültürlerinin kesişim noktası oldu. Köle ticareti, göç yolları, deniz ticareti ve sömürge geçmişi bölgenin kültürel dokusunu şekillendirdi. Afshar’ın fotoğrafları da bu tarihsel katmanları doğrudan anlatmak yerine, insanların bedenleri, yüzleri ve yaşadıkları coğrafya üzerinden hissettirmeyi tercih ediyor.
Bugün ise bu adalar farklı bir gerilimin merkezinde bulunuyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki siyasi ve askeri krizler, bölgeyi yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. Afshar’ın yıllardır belgelediği coğrafya artık yalnızca kültürel bir alan değil; aynı zamanda jeopolitik bir kırılma hattı olarak görülüyor.
Fotoğrafların en çarpıcı tarafı da burada ortaya çıkıyor: Görseller sessiz görünse bile, arka planda sürekli hareket eden bir tarih hissediliyor. Rüzgârın görünmediği ama her şeyi değiştirdiği bir coğrafya gibi.
