Amazon, yapay zekâ rekabetinin sertleştiği bir dönemde bir kez daha toplu işten çıkarmaya gidiyor. Şirket, üç ay içinde ikinci büyük dalga olarak 16 bin çalışanıyla yollarını ayırma kararı aldı. Böylece son dönemde işten çıkarılan toplam çalışan sayısı 30 bine yaklaştı.
Amazon yönetimi bu adımı “verimlilik” ve “hız” gerekçesiyle savunuyor. Şirketin insan kaynaklarından sorumlu üst yöneticisi Beth Galetti’ye göre amaç; karar alma süreçlerini hızlandırmak, bürokrasiyi azaltmak ve daha çevik bir organizasyon yapısı kurmak ancak tabloya yukarıdan bakıldığında, bu sürecin yalnızca iç yapılanmayla sınırlı olmadığı açık.
Yapay zekâ baskısı büyüyor
Amazon’un bu hamlesi, teknoloji dünyasında giderek kızışan yapay zekâ yarışından bağımsız değil. Microsoft, Google, Meta ve OpenAI gibi devlerle aynı kulvarda koşan şirket, geleceğin ekonomisini şekillendirecek büyük dil modelleri ve hesaplama altyapıları için ciddi yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlar pahalı ve şirket yönetimine göre insan kaynağının yeniden şekillendirilmesi artık kaçınılmaz.
CEO Andy Jassy, daha önce çalışanlara gönderdiği mesajlarda bu dönüşümü açıkça dile getirmişti: Yapay zekâ yaygınlaştıkça bazı işlere daha az insan gerekecek, bazı alanlarda ise tamamen yeni roller ortaya çıkacak. Yani mesele yalnızca işten çıkarmak değil; iş gücünü yeniden tanımlamak.
“Yeni bir rutin olmayacak” deniliyor ama…
Amazon, Amerika’nın Walmart’tan sonra en büyük ikinci özel sektör işvereni. Şirketin 350 binden fazla kurumsal çalışanı bulunuyor. Son iki işten çıkarma dalgası, ofis çalışanlarının yaklaşık yüzde 9’una denk geliyor. Yönetim, bu sürecin “kalıcı bir işten çıkarma rutini” olmayacağını vurgulasa da, yapay zekâ kaynaklı dönüşümün henüz başında olunduğu gerçeği bu açıklamaları tartışmalı hâle getiriyor.
Şirket, işten çıkarılan çalışanlara Amazon bünyesinde başka pozisyonlara geçmeleri için 90 gün süre tanıyacağını, bu süre sonunda ayrılanlara ise kıdem tazminatı ve ek haklar sunacağını belirtiyor. Buna rağmen belirsizlik duygusu, yalnızca Amazon çalışanlarıyla sınırlı değil.
Yapay zekânın özellikle beyaz yakalı işleri tehdit ettiği yönündeki kaygılar uzun süredir gündemde. Bazı araştırmalar, AI’ya en açık mesleklerin dahi büyümeye devam ettiğini gösterse de, şirketlerin “daha az insanla daha çok iş” yaklaşımına yöneldiği gerçeği inkâr edilemiyor.
Amazon’daki son gelişme, bu dönüşümün teorik olmaktan çıkıp pratikte de karşılık bulduğunu gösteriyor. Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; doğrudan istihdam politikalarını belirleyen bir güç hâline gelmiş durumda.
Kısacası Amazon’un attığı bu adım, tekil bir şirket kararı değil. Küresel teknoloji sektöründe, yapay zekâ çağının iş gücü üzerindeki etkilerinin giderek daha görünür hâle geldiğinin güçlü bir işareti.
