Çinli bilim insanları, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Yantze yüzgeçsiz yunuslarını korumak için beklenmedik bir kaynak buldu: Antik şiirler.
Tang Hanedanı’ndan Qing dönemine kadar yazılmış 700’den fazla Çin şiirini incelediler. Bu şiirlerde, şairlerin nehirde gördükleri yunuslardan nasıl bahsettiklerini araştırdılar çünkü bu türün geçmişte nerelerde yaşadığına dair bilimsel kayıtlar neredeyse hiç yoktu.
Yantze yüzgeçsiz yunusu, dünyanın tek tatlısu yunusu ancak son kırk yılda sayıları hızla azaldı. Bugün doğada yalnızca 1300 kadar kaldıkları düşünülüyor.
Araştırmacılar şiirlerde geçen yer adlarını ve doğa betimlerini inceleyerek, yunusların tarih boyunca nerelerde görüldüğünü haritalandırdı.
Sonuç çarpıcıydı: Türün yaşam alanı son 1200 yılda yüzde 65 daralmıştı ve en büyük kayıp son yüzyılda verilmişti.
Bilim insanları, resmi kayıtlarda yunuslarla ilgili bilgi bulamayınca arşivlerdeki şiirlere yöneldi. Nehir kıyısında yaşayan balıkçılar ve seyahat eden şairler, gördükleri hayvanları dizelerine aktarmıştı.
Bir Qing Hanedanı şiirinde şöyle yazıyordu:
“Zümrüt çatılara sabah bulutları sinmiş,
Dalgalar arasında yunuslar birer birer kaybolur.”
Bu dizeler yalnızca estetik bir gözlem değil; tarihsel bir veri haline geldi. Araştırma ekibi her hanedan dönemine ait şiirleri coğrafi bilgilerle eşleştirerek yunusların izini sürdü.

Yantze yüzgeçsiz yunusu, Çin’in orta ve doğu bölgelerinde yaşayan endemik bir tür. 1980’lerden bu yana yasa dışı balıkçılık, sanayi atıkları ve barajlar nedeniyle ciddi şekilde azaldı. Bilim insanları artık bu şiirlerden elde edilen verilerle, yunusların geçmişte hangi göllerde ve kollarında yaşadığını biliyor. Bu bilgiler, gelecekte yeniden yerleştirme ve koruma projelerinde kullanılacak.
Ancak araştırmanın bir başka değeri daha var: Kültürle bilimi buluşturmak. Profesör Zhigang Mei’ye göre, bu çalışma sadece bir ekolojik harita çıkarmak değil, aynı zamanda insanla doğa arasındaki eski bağı hatırlatmak anlamına geliyor.
Son yıllarda alınan önlemler sayesinde Yantze yunuslarının sayısı çok yavaş da olsa artmaya başladı.
“Koruma sadece bilim insanlarının işi değil,” diyor Mei. “Bu, kültürümüzü ve geçmişimizi de ilgilendiren bir mesele.”
Kaynak: CNN / Current Biology, 5 Mayıs 2025
