Batı Avrupa, 2026 yazında şimdiye kadarki en sıcak dönemlerinden birini yaşıyor. Haziran ve temmuz aylarının ortalama sıcaklığı bölgede ölçülen en yüksek seviyeye ulaşırken, sıcak hava dalgaları kuraklık ve orman yangınlarını da beraberinde getiriyor.
Batı Avrupa’da haziran ve temmuz aylarının ortalama sıcaklığı 21,62 dereceye ulaşarak kayıtlardaki en yüksek seviyeyi gördü. Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından açıklanan veriler, bölgedeki sıcaklıkların önceki rekorların üzerine çıktığını ortaya koydu.
Uzun süren sıcak hava dalgaları, Avrupa’nın farklı bölgelerinde kuraklığı derinleştirirken orman yangını riskini de artırdı. Özellikle Fransa, İspanya, Portekiz ve İtalya’da yüksek sıcaklıklarla birlikte toprağın ve bitki örtüsünün kuruması yangınların daha hızlı yayılmasına elverişli koşullar oluşturdu.
Fransa’da temmuz ayı, meteorolojik kayıtların başladığı 1900 yılından bu yana ölçülen en sıcak ay oldu. Ülkenin temmuz ayındaki ortalama sıcaklığı 24,9 derece olarak ölçüldü. Önceki rekor, 2003 yılının ağustos ayında kaydedilen 24,8 dereceydi.
Aşırı sıcakların etkisi yalnızca kara yüzeyleriyle sınırlı kalmadı. Temmuz ayında kutup bölgeleri dışındaki dünya denizlerinin ortalama yüzey sıcaklığı da ay bazında yeni bir rekora ulaştı. Özellikle Atlantik kıyıları ve Batı Akdeniz’deki yüksek deniz sıcaklıkları, bölgedeki sıcaklık ve kuraklık koşullarını daha da ağırlaştırdı.
Kuraklık enerji altyapısını da etkiliyor. Nehirlerdeki su seviyelerinin düşmesi, soğutma suyu kullanan bazı enerji santrallerinin faaliyetlerini zorlaştırırken, tarım alanlarında da su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Avrupa genelinde orman yangınlarının yayılması ve tarımsal üretimde yaşanan kayıplar, sıcak hava dalgalarının ekonomik sonuçlarını da büyütüyor.
Bilim insanları, yaşananları yalnızca geçici hava olaylarıyla açıklamıyor. İnsan kaynaklı iklim değişikliği, aşırı sıcaklıkların daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli yaşanma ihtimalini artırıyor. 2026 yazında Batı Avrupa’da art arda kırılan sıcaklık rekorları, kıtanın daha sıcak ve daha kurak koşullara uyum sağlamak zorunda kaldığını bir kez daha ortaya koyuyor.
