Avrupa’nın siyasi gündemi bu hafta Ankara’ya çevriliyor. NATO liderlerinin bir araya geleceği zirve öncesinde Rusya’nın Kiev’e düzenlediği yeni ve ölümcül saldırı, Ukrayna savaşını bir kez daha Avrupa güvenliğinin merkezine taşıdı. Aynı saatlerde Brüksel’de ise başka bir kritik tartışma büyüyor: Avrupa Birliği nasıl genişleyecek, Ukrayna’nın üyelik süreci nasıl ilerleyecek ve gelecekte daha büyük bir Birlik hangi kurallarla yönetilecek?
Rusya’nın Kiev’e yönelik son saldırısı, Ukrayna’nın hava savunma kapasitesine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Ukrayna yönetimi, özellikle balistik füzelere karşı savunma sistemlerinin güçlendirilmesini istiyor. Kiev’in beklentisi, Ankara’daki NATO Zirvesi’nden yalnızca siyasi dayanışma mesajlarının değil, ülkenin hava savunmasını doğrudan güçlendirecek somut kararların çıkması.
Ukrayna’nın Avrupa Birliği nezdindeki temsilcisi Vsevolod Chentsov, son saldırıların Moskova’nın savaşı sürdürme niyetini ortaya koyduğunu savunurken, Ukrayna ve müttefiklerinin buna karşılık vereceğini belirtti. Chentsov’un açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de Kiev’in orta ve uzun menzilli saldırı kapasitesiydi. Buna karşın Ukrayna açısından en acil ihtiyaçlardan biri, balistik füzelere karşı etkili hava savunma sistemleri olmaya devam ediyor.
Gözler Ankara’daki NATO Zirvesi’nde
Ankara’da başlayacak NATO Zirvesi, Ukrayna açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, zirve öncesinde özellikle ABD ve Avrupalı ortaklardan güçlü kararlar beklediğini açıkladı. Kiev yönetimi, hava savunmasının güçlendirilmesini yalnızca askeri bir ihtiyaç olarak değil, sivillerin yaşamını koruyacak temel bir güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor.
Zirvenin gündemi Ukrayna ile sınırlı değil. Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları, NATO içindeki yük paylaşımı ve kıtanın ABD’ye askeri bağımlılığı da tartışmaların merkezinde yer alıyor. Avrupa’nın savunmaya daha fazla kaynak ayırması beklenirken, bu harcamaların kıtanın stratejik bağımsızlığını ne ölçüde artıracağı ayrı bir soru olarak masada duruyor.
Ukrayna’nın AB üyeliğinde yeni formül arayışı
Güvenlik tartışmalarına paralel olarak Avrupa Birliği içinde genişleme sürecinin geleceği de yeniden şekilleniyor. Bazı Avrupa başkentlerinde, aday ülkelerin tam üyelikten önce belirli alanlarda Birliğe kademeli biçimde entegre edilmesini öngören modeller tartışılıyor.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in gündeme taşıdığı “ortak üyelik” benzeri ara statü önerileri de bu tartışmanın parçalarından biri. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ise ülkesinin kısmi ya da ikinci sınıf bir üyelik modeli yerine tam üyeliği hak ettiğini savunuyor.
Ukrayna’nın AB nezdindeki temsilcisi Chentsov ise tartışmanın yalnızca statülerin adına sıkıştırılmaması gerektiği görüşünde. Kiev açısından temel mesele, Ukrayna’nın Avrupa yapılarına fiilen ve aşamalı biçimde dahil edilmesi. Bu yaklaşım, aday ülkelerin üyelik tamamlanmadan önce bazı AB politikalarından ve imkânlarından yararlanabilmesinin önünü açabilir.
AB genişleme sistemini değiştirmeye hazırlanıyor
Avrupa Komisyonu da mevcut genişleme sürecinde reform seçenekleri üzerinde çalışıyor. Bugünkü sistemde, üyelik müzakerelerindeki birçok önemli aşamada 27 üye ülkenin oybirliği gerekiyor. Bu durum, tek bir ülkenin dahi süreci yavaşlatmasına veya bloke etmesine imkân tanıyor.
Yeni tartışmaların merkezinde daha esnek bir genişleme mekanizması bulunuyor. Bununla birlikte AB içinde yalnızca aday ülkelerin nasıl kabul edileceği değil, üyelik sonrasında demokratik standartların nasıl korunacağı da tartışılıyor. Özellikle hukuk devleti, temel haklar ve demokratik kurumlara ilişkin taahhütlerin üyelik tamamlandıktan sonra da sürdürülebilmesi için daha güçlü güvence mekanizmaları gündemde.
Bu tartışmanın arka planında Avrupa Birliği’nin gelecekte 30’dan fazla üyeye ulaşma ihtimali var. Daha büyük bir Birliğin bütçe, karar alma süreçleri ve siyasi güç dengeleri açısından bugünkü sistemle ne kadar sürdürülebilir olduğu giderek daha fazla sorgulanıyor.
Avrupa’da aynı anda iki büyük sınav
Ankara’daki NATO Zirvesi ile Brüksel’deki genişleme tartışmaları aslında aynı sorunun iki farklı yüzünü ortaya koyuyor: Avrupa, değişen güvenlik düzenine nasıl uyum sağlayacak?
Bir tarafta Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları ve Kiev’in acil hava savunma ihtiyacı bulunuyor. Diğer tarafta Avrupa Birliği’nin sınırlarını, üyelik modelini ve karar alma mekanizmalarını yeniden düşünme zorunluluğu var.
Önümüzdeki günlerde Ankara’dan çıkacak kararlar Ukrayna’nın kısa vadeli güvenliği açısından belirleyici olabilir. Brüksel’de şekillenen genişleme reformları ise Avrupa’nın gelecek on yıllardaki siyasi mimarisini değiştirebilir. Bu nedenle Ukrayna’nın geleceği artık yalnızca savaşın seyriyle değil, NATO’nun güvenlik tercihleri ve Avrupa Birliği’nin kendisini nasıl yeniden tasarlayacağıyla da doğrudan bağlantılı.
