DSÖ’ye göre son bir haftada aşırı sıcaklara bağlı bin 300’den fazla kişi hayatını kaybetti. Avrupa ise dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumunda. Uzmanlar, bu durumun arkasında kar örtüsündeki azalma, Afrika kökenli sıcak hava dalgalarının artması ve hava kalitesindeki iyileşme gibi üç temel neden bulunduğunu belirtiyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iki gün önce yayımladığı açıklamada, 21 Haziran’dan bu yana Avrupa’da aşırı sıcaklara bağlı bin 300’den fazla ek ölümün kaydedildiğini duyurdu. Bir hafta içinde yaşanan bu can kayıpları, sıcak hava dalgalarının ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.
DSÖ ayrıca Avrupa’nın, küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısınarak dünyanın en hızlı ısınan kıtası olduğunu vurguladı. Bu tespit yeni değil; daha önce Copernicus Avrupa Birliği Dünya Gözlem Programı tarafından hazırlanan iklim raporunda da aynı sonuca dikkat çekilmişti.
Ancak iklim değişikliğinin doğrudan ölüm riskiyle ilişkilendirilmesi, önümüzdeki yıllarda insan sağlığını bekleyen tehlikelere ilişkin farkındalığı artırdı. Veriler de bu tabloyu doğruluyor. Dünya genelinde sıcaklıklar 1990’lardan bu yana her on yılda ortalama 0,27 derece artarken, Avrupa’da bu artış 0,56 dereceye ulaştı. Aynı dönemde Avustralya bölgesinde sıcaklık artışı on yılda 0,23 derece, Asya’da ise 0,46 derece olarak ölçüldü.
Avrupa’dan daha hızlı ısınan tek bölge ise Arktik oldu. Burada sıcaklıklar her on yılda 0,75 derece arttı. Uzmanlar, bu farkların küçük gibi görünse de ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Sanayi öncesi dönem (1850-1900) ile karşılaştırıldığında Avrupa’daki ortalama sıcaklık artışı 2,5 dereceyi bulurken, 2023-2025 dönemi kıtanın şimdiye kadarki en sıcak üç yılı olarak kayıtlara geçti.
Üç temel neden öne çıkıyor
Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo, Avrupa’nın neden daha hızlı ısındığını açıklayan en az üç temel etken belirlediklerini söyledi.
İlk neden, kar örtüsünün azalması. Buontempo’ya göre Orta Avrupa’da karla kaplı dönem yaklaşık iki hafta kısaldı; Alpler, Pireneler ve İskandinav dağlarındaki buz kütlelerinde ciddi kayıplar yaşandı. Karın çekilmesiyle birlikte güneş ışınlarını daha fazla emen koyu renkli toprak yüzeyi ortaya çıkıyor ve bu da ısınmayı hızlandırıyor. Ayrıca Avrupa’nın coğrafi sınırları içinde Arktik bölgenin önemli bir kısmının yer alması da kıtanın daha hızlı ısınmasına katkı sağlıyor.
İkinci neden ise Afrika kökenli yüksek basınç sistemlerinin son yıllarda Atlantik kökenli sistemlere kıyasla daha sık ve daha uzun süre etkili olması.
Euro-Mediterranean Center on Climate Change (CMCC) iklim bilimcisi Silvio Gualdi, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgalarının hem süresini hem de şiddetini artırdığını belirterek, Batı Avrupa ve Akdeniz Havzası’nda bu olayların genellikle uzun süreli yüksek basınç, yoğun güneş ışınımı, kuruyan topraklar ve Kuzey Afrika’dan taşınan sıcak hava kütleleriyle birlikte görüldüğünü ifade etti. Gualdi, atmosfer dolaşımındaki değişimlerin özellikle Güneybatı Avrupa’da sıcak hava dalgalarının artmasına katkıda bulunduğunu gösteren araştırmalar bulunduğunu söyledi.
Temiz hava da etkili oldu
Uzmanlara göre üçüncü neden ise ilk bakışta şaşırtıcı görünüyor. Buontempo, Avrupa Birliği’nin hava kalitesini iyileştiren çevre mevzuatının atmosferdeki toz ve ince partikül miktarını önemli ölçüde azalttığını belirtti.
Bu sayede halk sağlığının iyileştiğini vurgulayan Buontempo, ancak atmosferin daha şeffaf hale gelmesiyle güneş ışınlarının etkisinin de daha belirgin hissedildiğini söyledi. Geçmişte yoğun hava kirliliğinin iklim değişikliğinin gerçek etkilerini bir ölçüde perdelediğini ifade eden Buontempo, bunun eski koşulların daha iyi olduğu anlamına gelmediğini, aksine hava kirliliğinin insan sağlığı üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Kuzey Avrupa daha hazırlıksız
Avrupa genelinde sıcaklıklar artık geçmişe göre çok daha uzun süre mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Bunaltıcı gece sıcaklıkları da bu tabloyu ağırlaştırıyor.
Son günlerde özellikle Fransa ve Almanya gibi ülkelerde sıcak hava dalgalarının daha yıkıcı hissedildiğine dikkat çekiliyor. Bunun nedeni, saat yönünde dönen Afrika kökenli yüksek basınç sisteminin bu bölgelere daha güçlü şekilde ulaşması.
CMCC’den Gualdi, Avrupa’nın orta ve kuzey kesimlerindeki ülkelerde sıcak hava dalgalarının sağlık açısından daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirterek, bu ülkelerin böylesine yüksek sıcaklıklara alışık olmamasının yanı sıra binaların, altyapının ve uyum sistemlerinin tarihsel olarak daha serin bir iklime göre tasarlandığını ifade etti.
Uzmanlar, küresel ısınmanın ilerleyen dönemde kontrol altına alınabilmesi ihtimali bulunsa bile, kısa vadede toplumların kaçınılmaz olarak değişen iklim koşullarına uyum sağlamak ve yaşadıkları kentleri bu yeni gerçekliğe göre yeniden planlamak zorunda kalacağını vurguluyor.
