Manuela Mimosa Ravasio, la Repubblica
Doğal malzemeler, ömür boyu ya da uzun süreli garanti, yıllar önce satın alınmış ürünlerin bile yenilenebilmesi veya tamamlanabilmesi… Danimarka tasarımı, “zamansız” estetik anlayışını artık ürünlerin kısa sürede kullanım dışı kalmasına karşı somut bir mücadeleye dönüştürüyor.
Bauhaus’un dokuma atölyesinin yöneticisi ve tasarımcı Anni Albers, 1947 tarihli On Designing adlı kitabında, “Bir dönemin izleri kaçınılmazdır. Bunlar bilinçli olarak yaratılmasa da kendiliğinden ortaya çıkar. Ancak kalıcı değerleri geçici özelliklerle bir araya getirebilen tasarımlar modaların ötesine geçebilir” diyordu.
Albers’in bu yaklaşımı, farklı çıkış noktalarına sahip olsa da Danimarka tasarımının bugün benimsediği anlayışla büyük ölçüde örtüşüyor.
Uzun ömürlü ve dürüst bir estetik anlayışı, insanı merkeze alan işlevsellik ile malzeme ve üretim tekniklerine hâkimiyet üzerine kurulu “Nordik” ve daha sonra gelişen “Yeni Nordik” tasarım anlayışı, değişen zevklere ve dönemlere rağmen büyük ölçüde ayakta kalmayı başardı.
Her ne kadar Danimarka tasarımının “zamansız” çizgisi zaman zaman tekdüze bulunmuş olsa da -hatta Kopenhag Tasarım Müzesi’nin duvarında mimar Robert Venturi’nin “Less is bore” (Az sıkıcıdır) sözü yer alsa da- bu yaklaşım, sürdürülebilirlik konusunda bugün çok daha somut bir anlam kazanmış durumda.
Estetik değil, ürünün tamamı uzun ömürlü
Kopenhag’da düzenlenen ve uluslararası tasarım dünyasında giderek daha fazla ilgi gören “3 Days of Design” etkinliği, Danimarka tasarımının artık yalnızca estetik değil, ürün ömrü konusunda da yeni bir yaklaşım geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Bu anlayışta sürdürülebilirlik yalnızca bir pazarlama söylemi değil. Birçok marka ürünlerine 30 yıl, hatta ömür boyu garanti veriyor; doğal malzemeler kullanıyor ve yıllar sonra bile yedek parça veya ek modül temin etmeyi taahhüt ediyor.
“Yenilik” her zaman yeni ürün üretmek anlamına gelmiyor
Mutfak ve banyo üreticisi Kvik, inovasyonu sürekli yeni modeller piyasaya sürmek olarak görmüyor.
Şirket, uygun fiyat ve hızlı teslimatın yanı sıra mevcut ürünlerini sürekli geliştirerek katalogdan kaldırmamayı hedefliyor. Kvik’in geliştirdiği SociableKitchen® konsepti ise mutfağı evin sosyal yaşamının merkezi olarak tanımlıyor.
2004 yılından bu yana üretilen ve Danimarka tasarımının klasikleri arasında gösterilen Mano modeli de bu anlayışın bir örneği olarak iki yeni renk seçeneğiyle güncellenmiş durumda.
Bir koltuğun ömrü 30 yılın da ötesinde
1895 yılında Funen Adası’ndaki küçük bir köyde at arabaları üreten bir firma olarak kurulan Eilersen, bugün ürettiği kanepelerin bir ömür kullanılabilecek şekilde tasarlandığını belirtiyor.
Şirket, müşterilerine eski döşemelerini göndererek yenisini sipariş edebilme imkânı sunuyor.
Eilersen, ürünlerinde Avrupa standartlarının iki katı olan 200 binden fazla darbe testinden geçirilen yaylar kullanıyor. Böylece koltukların esnekliği ve formu yıllar boyunca korunuyor.
İskandinav çamından üretilen ahşap iskelet, yüksek yoğunluklu soğuk poliüretan köpükler, doğal ördek tüyü dolgular ve masif kayın ağacından ya da çelikten üretilen taşıyıcı parçalar sayesinde ürünlerin uzun yıllar dayanıklılığını koruması hedefleniyor.
Şirket, birçok üreticinin artık terk ettiği geleneksel zanaat tekniklerinin ürünlerin kalıcılığında önemli rol oynadığına inanıyor.
Doğal malzeme en güçlü sürdürülebilirlik aracı
Bazı Danimarkalı üreticiler ise uzun ömürlülüğün temelinde yalnızca doğal malzeme kullanımının yattığını savunuyor.
Bunlardan biri olan Natures Collection, tüm koleksiyonunu koyun yünü üzerine kuruyor.
Şirkete göre zamanın etkisinden kolay kolay zarar görmeyen doğal malzemeler, sürdürülebilirliğin en güçlü örneğini oluşturuyor.
1968’den beri üretilen ürünlerin hâlâ yedek parçası var
Bu anlayışın en dikkat çekici örneklerinden biri ise Vola.
Şirket, mimar Arne Jacobsen’ın çizimlerinden yola çıkarak 1968 yılında modern banyo armatürlerinin öncülerinden biri oldu. Ürünleri bugün New York’taki MoMA ile Kopenhag Tasarım Müzesi gibi önemli koleksiyonlarda yer alıyor.
Vola’nın modüler sistemi sayesinde musluk kolları, ağızlar, plakalar ve diğer parçalar birbirleriyle değiştirilebiliyor.
Daha da önemlisi, şirket 1968’den bu yana ürettiği tüm ürünler için hâlâ yedek parça sağlamaya ve onarım hizmeti sunmaya devam ediyor.
Bu yaklaşım, tasarım dünyasında ürünlerin belirli bir süre sonra kullanım dışı kalmasını ifade eden “planlı eskime” anlayışına karşı güçlü bir alternatif olarak görülüyor.
Danimarka tasarımının yıllardır “İskandinav tarzı” olarak tanımlanan estetik anlayışı, bugün yalnızca bir stil değil; uzun ömürlü, etik ve sürdürülebilir tasarım anlayışının da simgesi hâline geliyor.
