Cts. Haz 6th, 2026

Rusya ve Çin ‘kulaklarını’ ABD’ye dikti

Pekin ve Moskova’daki istihbarat merkezleri, Miami’de ABD Ordusu’na ait iki komuta merkezini hedef almaya başladı.

Çin ve Rusya, son yıllarda Küba’daki casusluk faaliyetlerini genişletti. ABD merkezli The Wall Street Journal’ın bildirdiğine göre, iki ülke elektronik dinleme istasyonlarının genişletilmesine önemli ölçüde yatırım yaptı ve istihbarat görevi olan elçilik personeli sayısını ciddi ölçüde artırdı. Hedefin Florida eyaletine bağlı Miami’de bulunan iki ABD Ordusu komuta merkezi olduğu öne sürüldü. Tampa’da bulunan ve Orta Doğu’dan sorumlu ABD Merkez Komutanlığı ve Miami’de bulunan ve Latin Amerika’dan sorumlu ABD Güney Komutanlığı.

Bunun yanı sıra, Donald Trump’ın da Florida’da gayrimenkulleri bulunuyor; bunların arasında gayri resmi ikinci ikametgahı olan Mar-a-Lago Kulübü de yer alıyor.

Bilinen on sekiz dinleme istasyonundan üçünü Çin, ikisini ise Rusya işletiyor. Geri kalanlar ise odak noktası ABD’nin Guantanamo Körfezi üssü olan Kübalılar tarafından işletiliyor.

Çin ve Rusya şu ana kadar bu haberle ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Ancak ABD Adalet Bakanlığı’nın eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro aleyhine açtığı dava konusunda durum farklı. Pekin ve Moskova bu davayı sert bir şekilde eleştirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun Perşembe günü yaptığı açıklamada, “ABD tarafı, Küba’yı yaptırımlar ve hukuki tedbirlerle cezalandırmayı bırakmalı ve her fırsatta şiddetle tehdit etmemelidir” dedi. Kremlin ise “Küba’ya uygulanan baskı”nın kabul edilemez” olduğunu açıkladı.

ABD Adalet Bakanlığı, Çarşamba günü 94 yaşındaki Raúl Castro’yu 30 yıl önce dört ABD vatandaşının öldürülmesiyle ilgili suçlamalarla itham etmişti. ABD yetkilileri, o dönemde Savunma Bakanı olan Raúl Castro’yu 1996 yılında iki ABD sivil uçağının düşürülmesinden sorumlu tutuyor. Bu olayda dört ABD vatandaşı hayatını kaybetmişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD’nin suçlamasıyla ilgili olarak, Çin’in Küba’nın ulusal egemenliğini ve ulusal haysiyetini korumak için Küba’yı kararlılıkla desteklediğini ve dış müdahaleyi reddettiğini söyledi. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov ise Rus devlet medyasına şunları söyledi: “Şiddete varan bu tür yöntemlerin, hiçbir koşulda eski veya görevdeki devlet başkanlarına karşı uygulanmaması gerektiği görüşündeyiz.”

Raúl Castro aleyhine 30 yıl sonra yöneltilen suçlama, ABD Başkanı Donald Trump’ın komünist yönetimin başa geçtiği Küba’da, Ocak ayında Venezuela’da olduğu gibi benzer bir hamle planlıyor olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

O dönemde ABD özel kuvvetleri, Venezuela lideri Nicolás Maduro’yu başkent Karakas’ta tutuklamıştı. Maduro daha sonra New York’a götürüldü ve şu anda “uyuşturucu terörizmi” suçlamasıyla yargılanmayı bekliyor.

Küba, aylardır ciddi bir ekonomik ve enerji krizi içinde bulunuyor ve bu kriz, Havana yönetiminin en önemli müttefiklerinden biri olan Maduro’nun devrilmesinden sonra daha da şiddetlendi. Venezuela’daki askeri müdahalesinin ardından ABD, bu Güney Amerika ülkesinin Küba’ya petrol sevkiyatını durdurmasını sağladı. Venezuela, o zamana kadar Karayip ada devletinin en önemli petrol tedarikçisiydi.

Havana’da her gün 19 saatten fazla elektrik kesintisi yaşanıyor; bazı illerde ise kesintiler günlerce sürüyor. Toplu ulaşım kısıtlı, benzin karneye bağlandı. Birçok havayolu şirketi, adadaki yakıt kıtlığı nedeniyle artık bu Karayip adasına uçmuyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Perşembe günü Florida eyaletinin Miami kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin Küba’da “siyasi sistem” değişikliği dayatmak istediğini söyledi. “Ekonomik sistemleri işlemiyor. Sistem çökmüş durumda ve mevcut siyasi sistemle düzeltilmesi mümkün değil.”

Editör adlı kullanıcının avatarı

By Editör

Related Post

Bir Cevap Yazın

Fika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin