Alman aktris Sandra Hüller, sinema açısından oldukça iyi bir yıl geçiriyor. Hüller, Cannes’da gösterilen “Fatherland” filmindeki performansıyla övgüleri toplamaya başladı bile.
Cannes Film Festivali’nde büyük beğeni toplayan Pawel Pawlikowski’nin yeni dönem filmi “Fatherland” Sandra Hüller’in kusursuz performansıyla adından söz ettiriyor. Ünlü Alman yazar Thomas Mann ve kızı Erika’nın (Hüller tarafından canlandırılıyor) 1949’da bölünmüş Almanya’daki araba yolculuğunu konu alan filmi eleştirmenler tarafından oldukça beğenildi.
Hüller’in adı şimdiden Akademi Ödülleri için geçmeye başladı. Hem de dört filmle birden. Alman oyuncunun aynı yıl içinde dört Akademi Ödülü adaylığı alan ilk oyuncu olarak tarihe geçme ihtimali hiç da az değil.
Mayıs ayı başında Akademi, kurallarında bazı değişiklikler duyurdu. Bunlardan en önemlisi, bir oyuncunun artık aynı kategoride birden fazla performans için aday gösterilebilecek olması. Hüller bu değişiklikten faydalanarak dört kez aday gösterilebilir: iki kez en iyi kadın oyuncu ve iki kez en iyi yardımcı kadın oyuncu.
“Project Hail Mary” filminde Ryan Gosling’e emirler yağdırdığı rolüyle şimdiden En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün favorilerinden biri olarak gösterilen Hüller, Ekim ayında da bir başka süperstarla birlikte büyük bütçeli bir ABD filminde daha rol alacak. Başarılı aktris, Alejandro González Iñárritu’nun yönettiği kara komedi türündeki “Digger” filminde Tom Cruise ile birlikte başrolü paylaşıyor. Film hakkında henüz yeteri kadar bilgi açıklanmadı, ancak Iñárritu’nun Akademi Ödülleri’nde sıklıkla yarışan önceki filmleri düşünüldüğünde bu filmin Oscar adaylığı için adının geçmemesi şaşırtıcı olur. Hüller’in ikinci kez En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu adaylığı da bunlardan biri olması bekleniyor.
Hüller’in bir diğer başrol adaylığı kazanabileceği film ise Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde büyük beğeniyle prömiyer yapan Avusturya yapımı drama filmi “Rose”. Bu övgülerin büyük bir kısmı, Hüller’in 1600’lü yıllarda bir köyde erkek kılığına girmiş bir kadını canlandırmasına yönelik olmuştu. Ve özellikle öfkeli köylülere karşı kendini savunurken yaptığı o etkileyici konuşma oldukça övgü aldı.
İki sade, siyah beyaz Avrupa sanat filmi ve iki gösterişli, yıldız oyuncularla dolu gişe rekorları kıran film. Hüller gerçekten de bu dört film için de aday gösterilmesi zor, ancak bu ihtimal göründüğü kadar imkânsız değil.
Akademi’nin son zamanlarda kendini çeşitlendirmek için adımlar atmış olması ve artık İngilizce olmayan rollerdeki oyuncuları her zamankinden daha fazla ödüllendirmeye istekli olması Alman aktrisin lehine bir durum olarak okunabilir.
On yıl önce, Maren Ade’nin yönettiği “Toni Erdmann” filmi 2016’da Cannes’da gösterime girdiğinde ve 2017’de En İyi Yabancı Film Oscar’ını kazandığında, Hüller Almanya dışında ilk kez büyük bir etki yaratmıştı. Toni Erdmann, Hüller’in Hollywood’a giriş bileti olabilirdi, ancak o dönemde buna henüz karar vermemişti. Hüller, 2017’de The Guardian’a verdiği bir röportajda, tipik bir Alman netliğinde, “Bunu gerçekten isteyip istemediğime karar vermem gerekiyor. İstemiyorum – bu yüzden Amerikan kariyerim muhtemelen burada sona erecek.” demişti.
Ancak üç yıl önce Hüller, dünyanın geri kalanının görmezden gelemeyeceği bir isim haline geldi. 2023 Cannes Film Festivali’nde, yılın en çok konuşulan dramalarından ikisinde oldukça zor roller üstlendi; “The Zone of Interest”te Nazi toplama kampı komutanının kibirli karısını ve “Anatomy of Fall”da kocasının ölümünden şüpheli bir yazarı canlandırmıştı.
