İran’da 16 aydır cezaevinde tutulan bir İngiliz çift, yaşadıkları sürecin giderek daha ağır bir gerçekliğe dönüştüğünü söylüyor. 53 yaşındaki yaşam koçu Lindsay Foreman ve 52 yaşındaki eşi Craig Foreman, casusluk suçlamasıyla tutuklandıktan sonra 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçlamaları kesin bir dille reddeden çift, “Masumuz ve burada hayatımızı çürütüyoruz” diyor.
Çift, Avrupa’dan Avustralya’ya uzanan motosiklet yolculukları sırasında İran’a kısa süreliğine girmeyi planlıyordu ancak bu yolculuk, beklenmedik şekilde bir tutuklamayla sonlandı. Lindsay’in yol boyunca insanlara “iyi bir hayat nedir?” sorusunu yöneltmesi, İranlı yetkililerin dikkatini çekti ve çiftin başını derde soktu.
Evin Cezaevi’nde ayrı hücrelerde tutulan çift, aylar süren iletişimsizlikten sonra şimdi oğulları aracılığıyla sınırlı telefon görüşmeleri yapabiliyor. Ancak bu görüşmeler kesintili, izlenen ve sık sık Farsça uyarı anonslarıyla bölünen bir hat üzerinden gerçekleşiyor. Buna rağmen aile için bu görüşmeler “hayat çizgisi” olarak tanımlanıyor.
Lindsay, cezaevi rutinini ayakta kalabilmek için okumak, yürümek ve yoga yapmakla sürdürmeye çalıştığını anlatıyor ancak zaman ilerledikçe umudun yerini daha ağır bir duygu alıyor: kabulleniş. “Uzun süre burada kalacağımız gerçeğiyle yüzleşiyorum,” diyor.
Koşullar ise oldukça zor. Hijyen yetersiz, sağlık hizmeti yok denecek kadar az ve mahkumlar arasında sık sık şiddet yaşanıyor. Craig, cezaevinde doğaçlama yapılmış silahların bile bulunduğunu söylüyor.
Daha da çarpıcı olan, çiftin yalnızca kendi durumlarıyla değil, aynı cezaevindeki diğer mahkumların kaderiyle de yüzleşmesi. Lindsay’in hücre arkadaşlarından biri protestolara katıldığı gerekçesiyle idama mahkum edilmiş durumda. Craig ise aynı koğuşta kaldığı dört kişinin idam edildiğini anlatıyor.
Tüm bu tabloya rağmen çift, bir gün özgürlüklerine kavuşacaklarına inanıyor. “Bir gün bu duvarların diğer tarafında olacağız,” diyor Craig, eşine seslenirken.
