Cum. Eyl 18th, 2026

Yeraltında bir tuz krallığı: Duvarlarını yalamak serbest

Avrupa’nın en tuhaf yeraltı krallıklarından biri: Wieliczka Tuz Madeni

Polonya’nın Krakow kentinin hemen güneydoğusunda, yerin 380 basamak altında gri duvarlı bir dünya başlıyor. İlk bakışta sıradan kaya gibi görünen bu duvarların tadı tuzlu. Ziyaretçilere duvarları yalamaları bile öneriliyor. Rehberlerin en sık yaptığı uyarı ise şu: “Orayı yalamayın… birçok kişi orayı yaladı.”

Burası 700 yıl boyunca aktif olarak işletilen ve 1978’de UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Wieliczka Tuz Madeni. Üretim 1996’da sona ermiş olsa da, 150 milden (yaklaşık 240 km) fazla tüneliyle bugün Avrupa’nın en sıra dışı turistik noktalarından biri.

330 metre derine inen bir labirent

Madenciler yüzyıllar boyunca dokuz kat boyunca uzanan galeriler ve odalar açtı. En derin noktalar yüzeyin yaklaşık 330 metre altında. Günümüzde bu devasa alanın yalnızca yüzde 2’si ziyarete açık; buna rağmen iki saatlik klasik rota iki milden uzun. Daha maceraperest ziyaretçiler ise kask, kafa lambası ve karbon monoksit filtresiyle üç saat süren “madenci rotasını” seçebiliyor.

Tuzun gri rengi saflıktan uzak oluşundan kaynaklanıyor. Kaya tuzunun (halit) yüzde 90-95’i sodyum klorürden oluşsa da, kum, kil ve diğer mineraller rengi değiştiriyor. Yine de yenilebilir. Yüzyıllar boyunca arıtılmadan gıda korumada kullanıldı.

Yaklaşık 13,5 milyon yaşındaki bu tuz yatakları, Karpat Dağları’ndaki tektonik hareketlerle yüzeye daha yakın hale geldi. İlk dönemlerde tuz elle oyuluyordu. 1743’te barut kullanılmaya başlandı, 19. yüzyılda ise mekanik matkaplar devreye girdi.

Orta Çağ’da kraliyet hazinesi

13. yüzyılın sonlarında başlayan kazılar, 14. yüzyılda Polonya Kralı III. Kazimir döneminde kraliyet varlığına dönüştü. Tuzdan elde edilen gelir, kraliyet hazinesinin üçte birine kadar ulaşıyordu. Bu kaynak, Polonya’nın ilk üniversitesinin finansmanında kullanıldı.

    Madende çalışma koşulları diğer madenlere kıyasla görece daha iyiydi. Hava kalitesi yüksekti, kaya yumuşaktı ve çalışma saatleri daha kısaydı. Yine de tek bir salonun oyulması onlarca yıl sürebiliyordu. En riskli görevlerden biri metan gazını kontrollü şekilde yakarak patlamaları önleyen işçilere aitti.

    16. yüzyılda yeraltına indirilen atlar ise hayatlarının geri kalanını gün ışığı görmeden geçirdi.

      Nazi döneminin karanlık izi

      II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altında maden, uçak parçaları üreten yeraltı fabrikasına dönüştürüldü. Yakındaki Płaszów toplama kampından getirilen zorla çalıştırılan işçiler burada görev yaptı ancak nem ve tuz, metal üretimine uygun olmadığı için bu faaliyet kısa sürdü.

      Yeraltındaki katedral: St. Kinga Şapeli

      Image
      Image

      Madendeki en çarpıcı bölüm, tamamen tuzdan oyulmuş dev bir yeraltı kilisesi olan St. Kinga Şapeli. 13. yüzyılda yaşamış ve tuz madencilerinin koruyucu azizesi kabul edilen Kinga’ya adanmış bu alan, üç madenci tarafından 67 yılda tamamlandı. Duvarlarda İncil sahneleri, tuzdan avizeler ve tuzdan bir sunak bulunuyor. Bugün hâlâ ayinler ve düğünler düzenleniyor.

      300 yıllık turizm geleneği

      Maden, 18. yüzyıldan beri ziyaretçi ağırlıyor. Tarihte havai fişek gösterileri düzenlendi, yeraltı tuz göllerinde tekneler yüzdürüldü. 1493’te astronom Nicolaus Copernicus’un da burayı gezdiği düşünülüyor.

      Bugün ise maden yalnızca bir müze değil; etkinlik alanı, spa ve hatta zaman zaman ekstrem spor mekânı. 36 metre yüksekliğindeki bir salonda bungee jumping yapıldı, bağlı bir sıcak hava balonu uçuruldu. 137 metre derindeki spa merkezinde solunum terapileri uygulanıyor. Tuzun antiseptik özellikleri ve bakterileri sınırlayan yapısı, burayı doğal bir “yeraltı tuz mağarası”na dönüştürüyor.

      Image
      Image

      Tuz üretimi bitmedi

      Madencilik sona ermiş olsa da üretim tamamen durmadı. Sızıntı suları yüzeye pompalanıyor, bu su buharlaştırılarak yılda 10 bin tondan fazla tuz elde ediliyor. Yeraltı yapısını korumak için 380’den fazla madenci hâlâ görev yapıyor. En büyük tehdit su; tuzu çözüp galerileri zayıflatabiliyor.

      Wieliczka bugün artık bir maden değil. Bir yeraltı krallığı. Yüzyıllar boyunca oyularak inşa edilmiş, tuzdan bir katedral ve endüstri mirası. Avrupa’nın en sıra dışı turistik deneyimlerinden biri olmayı da sürdürüyor.

      Image

      Related Post

      Bir Cevap Yazın

      Fika sitesinden daha fazla şey keşfedin

      Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

      Okumaya Devam Edin