İngiltere’nin kalbi neredeyse otuz yıl boyunca iki gül arasında sıkışıp kaldı. Kırmızı ve beyaz… Biri Lancaster Hanesi’ni, diğeri York Hanesi’ni temsil ediyordu. Her ikisi de tahtın gerçek sahibi olduğunu söylüyordu ve bu iddia, 1455’ten 1485’e kadar sürecek kanlı bir iç savaşın fitilini ateşledi: Güller Savaşı.
Savaşın kökeni, bir hanedanın çöküşüyle başladı. Kral V. Henry öldüğünde geriye çocuk yaşta bir varis kaldı: VI. Henry. Güçsüz, saf ve zaman zaman aklını yitiren bir kral… Devletin yönetimi kısa sürede onun hırslı eşi Anjou’lu Margaret’ın eline geçti. Ülke, soyluların kendi ordularını kurduğu, adaletin parayla ölçüldüğü karanlık bir döneme girdi. Bu karmaşada, bir adam yükseldi: York Dükü Richard.
Richard, krala yakın bir akrabaydı ama ülkenin bu hâlinden rahatsızdı. 1453’te kral aklını yitirince, yönetimi geçici olarak ele aldı. Fakat kral kendine geldiğinde, Margaret’ın çevresi hemen karşı harekete geçti. Artık dönüş yoktu. 1455’teki St. Albans Muharebesi, Güller Savaşı’nın ilk kanını döktü.
Kısa süreli ateşkeslerin ardından savaş yeniden alevlendi. Yorkistler bir kazanıyor, bir yeniliyordu. York Dükü sonunda Wakefield’de öldürüldü, ama oğlu Edward babasının yerini aldı. Genç yaşına rağmen zekiydi, hırslıydı ve savaş meydanında acımasızdı. 1461’de Towton’daki korkunç muharebede zafer kazandı. O kadar çok insan öldü ki, karlar bile kanla kırmızıya boyandı. Böylece Edward IV olarak tahta çıktı.
Savaş henüz bitmemişti. Kralın en güçlü destekçisi olan Warwick Kontu, bir süre sonra ona karşı döndü. Edward’ın gizli evliliği, Fransızlarla yapılan diplomatik oyunlar, ittifaklar, ihanete dönüşen dostluklar… İngiltere bir kez daha kaosa sürüklendi. Warwick, eski düşmanı Kraliçe Margaret’la birleşti ve Edward’ı devirdi ancak kader bu kez Edward’ın yanındaydı. Burgonya’dan aldığı destekle geri döndü, Barnet’te Warwick’i yendi, Tewkesbury’de Margaret’ın ordusunu yok etti. Prens Edward öldü, VI. Henry ise Londra Kulesi’nde hayatını kaybetti.
İngiltere artık IV. Edward’ın elindeydi fakat onun ölümüyle birlikte iktidar boşluğu yeniden ortaya çıktı. Taht, küçük yaştaki oğlu Edward V’e aitti ama kralın kardeşi Richard, güç hırsına yenik düştü. Yeğenlerini ortadan kaldırdı, kendini kral ilan etti. Bu kez tarih yeni bir ismi sahneye çıkardı: Henry Tudor.
Henry, Fransa’nın desteğini alarak İngiltere’ye döndü. 1485’te Bosworth Field’da Richard III’ü öldürdü. Bu savaş, Güller Savaşı’nın son perdesiydi. Henry, ertesi yıl York’lu Elizabeth’le evlenerek iki haneyi birleştirdi. Kırmızı ve beyaz gül, artık Tudor arması altında birleşmişti.
Otuz yıl süren iç savaşın sonunda İngiltere yorgun ama daha güçlüydü. Soyluların gücü kırılmış, monarşi tek elde toplanmıştı. Kanla sulanan bu topraklardan yeni bir çağ doğdu: Tudorların altın çağı.
Kaynak: Encyclopaedia Britannica, “Wars of the Roses” (The Editors of Encyclopaedia Britannica, revised 2025)
