İngiliz-Libyalı gazeteci ve yazar Shahed Ezaydi, ilk kitabı The Othered Woman: How White Feminism Harms Muslim Women ile feminist hareket içinde uzun yıllardır tartışılan ancak çoğu zaman merkezde yer bulamayan bir soruyu gündeme taşıyor: Müslüman kadınlar kendi deneyimlerini neden çoğu zaman kendileri anlatamıyor?
Ezaydi’ye göre sorun, feminizmin kendisinden değil; beyaz, Batılı ve orta sınıf kadınların deneyimlerini evrensel kabul eden “beyaz feminizm” anlayışından kaynaklanıyor. Bu yaklaşım, farklı coğrafyalarda yaşayan kadınların karşı karşıya kaldığı ırkçılık, İslamofobi, göçmenlik, sınıf ve sömürgecilik gibi eşitsizlikleri çoğu zaman ikincil görüyor. Müslüman kadınlar ise kendi sesleriyle değil, onlar adına kurulan anlatılar üzerinden tanımlanıyor.
Kitap, Müslüman kadınların yalnızca “baskı altında kurtarılmayı bekleyen” kişiler olarak resmedilmesine karşı çıkıyor. Ezaydi, başörtüsü, inanç ve kültürel kimlik üzerinden üretilen kalıp yargıların kadınların bireysel hikâyelerini görünmez kıldığını savunuyor. Ona göre bir kadının dini kimliği, bütün yaşamını açıklayan tek unsur olarak ele alındığında, öznesi olduğu hayat başkalarının yorumuna teslim edilmiş oluyor.

Feminist literatürde Kimberlé Crenshaw’ın geliştirdiği kesişimsellik (intersectionality) yaklaşımı da tam bu noktaya işaret ediyor. Bir kadının deneyimini yalnızca cinsiyeti üzerinden değerlendirmek; ırkını, dinini, sınıfsal konumunu, etnik kimliğini ya da göçmenlik geçmişini görmezden gelmek anlamına geliyor. Ezaydi’nin kitabı, Müslüman kadınların yaşadığı ayrımcılığın bu kesişen kimlikler üzerinden şekillendiğini vurguluyor.
Kitap aynı zamanda feminist hareket içinde özeleştiri çağrısı yapıyor. Ezaydi, gerçek bir toplumsal cinsiyet eşitliğinin ancak farklı kadınların kendi deneyimlerini kendilerinin anlatabildiği, kimsenin başka kadınlar adına konuşmadığı kapsayıcı bir feminist anlayışla mümkün olabileceğini savunuyor. Bu nedenle eser, Müslüman kadınları tartışmanın nesnesi olmaktan çıkarıp feminist mücadelenin öznesi hâline getirmeyi hedefliyor.
Son yıllarda feminist kuram içinde giderek daha fazla önem kazanan kesişimsel yaklaşım, kadınların yaşadığı eşitsizliklerin tek tip olmadığını; cinsiyetin yanı sıra din, etnik köken, sınıf ve göç deneyimi gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ezaydi’nin kitabı da bu tartışmaya katkı sunarak, feminist hareketin daha kapsayıcı ve çoğulcu bir zeminde ilerleyebilmesi için farklı kadınların seslerine daha fazla alan açılması gerektiğini savunuyor.
