Venezuela’yı 24 Haziran’da vuran 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki iki deprem, yalnızca büyüklükleriyle değil, meydana geliş biçimleriyle de bilim insanlarının dikkatini çekti. Yaklaşık 40 saniye arayla gerçekleşen sarsıntılar, “sismik ikiz deprem” (seismic doublet) olarak bilinen son derece nadir bir olayı oluşturdu. Uzmanlara göre felaketin bu kadar yıkıcı olmasının temel nedeni de tam olarak buydu.
İlk deprem birçok binanın taşıyıcı sistemini zayıflattı. Yapılar henüz bu sarsıntının etkisini atlatamadan gelen ikinci ve daha güçlü deprem, zaten hasar görmüş kolon ve kirişleri tamamen çökme noktasına getirdi. Bu nedenle normalde ayakta kalabilecek çok sayıda bina ikinci sarsıntıyla birlikte yıkıldı.
Depremlerin merkez üsleri birbirine yalnızca yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaydı ve sığ derinlikte meydana geldi. Bu da sarsıntının yüzeyde çok daha şiddetli hissedilmesine neden oldu. Depremler, Karayip ve Güney Amerika levhaları arasındaki aktif fay sistemi üzerinde gerçekleşti. Bilim insanları, bu iki büyük kırılmanın aynı fay zonundaki gerilim aktarımı nedeniyle neredeyse peş peşe meydana gelmiş olabileceğini değerlendiriyor.
Yıkımı artıran bir diğer unsur ise “rezonans” etkisi oldu. Deprem dalgalarının frekansı, bazı binaların doğal titreşim frekansıyla çakışınca yapılar normalden çok daha fazla sallandı. Özellikle eski deprem yönetmeliklerine göre inşa edilen çok katlı binalar ağır hasar gördü. Zeminin yumuşak ve tortul olduğu bölgelerde sarsıntının büyümesi de yıkımı artırdı.
Uzmanlar, felaketin büyümesinde yalnızca jeolojik nedenlerin değil, insani faktörlerin de etkili olduğunu vurguluyor. Venezuela’da yıllardır süren ekonomik kriz nedeniyle arama kurtarma ekipmanlarının yetersiz olması, ağır iş makinelerinin eksikliği ve acil müdahalenin gecikmesi, enkaz altındaki birçok kişiye zamanında ulaşılamamasına yol açtı. Uluslararası ekiplerin bölgeye ulaşmasıyla çalışmalar hız kazansa da ilk saatlerde yaşanan gecikmeler can kaybını artırdı.
Bilim insanlarına göre Venezuela deprem kuşağında yer almasına rağmen bu büyüklükte ve bu kadar kısa aralıkla meydana gelen iki büyük deprem son derece ender görülüyor. “Sismik ikiz deprem” olarak adlandırılan bu olay, hem yer bilimleri hem de afet yönetimi açısından önümüzdeki yıllarda ayrıntılı biçimde incelenecek örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
