New York Times Yayıncısı A.G. Sulzberger medyayı bu sözlerle birleşmeye ve karşı koymaya çağırdı.
The New York Times’ın yayıncısı, kısa süre önce yapay zekâ, gazetecilik ve kamusal alan üzerine olağanüstü bir konuşma yaptı; ancak bu konuşma şaşırtıcı biçimde çok az kamuoyu tepkisi aldı. A.G. Sulzberger’ın konuşmasını olağanüstü kılan şey, açıkça bir “mücadele çağrısı” niteliği taşımasıydı; oysa New York Times yayıncıları gazetenin 175 yıllık tarihinde nadiren, hatta belki de hiç bu kadar açık bir mücadeleci tutum benimsememişti. Tepkinin azlığı ise şaşırtıcı çünkü konuşmanın dinleyicileri—dünyanın en güçlü haber kuruluşlarından bazılarının liderleri—Sulzberger’ın savunduğu bu mücadelede ticari olarak doğrudan çıkar sahibiydi. Dahası, Sulzberger’ın ortaya attığı iddialar, kullandığı açık dil ve isim vererek hedef aldığı “kötüler”—Google, Meta, OpenAI—yüksek dramaya konu olacak türdendi.
Sulzberger’ın 1 Haziran’da WAN-IFRA Dünya Haber Medyası Konferansı’nda yaptığı konuşmadaki temel argümanı şuydu: Büyük Teknoloji (Big Tech), haber medyasının içeriğini çalıyor ve demokrasiyi zayıflatıyor; buna karşı tek çözüm ise haber kuruluşlarının birlikte hareket ederek direnmesidir.
“Big Tech’in kamusal alanı ele geçirmesi, onların yapay zekâ ürünlerini yönlendiren asli günah sayesinde mümkün oluyor: benzeri görülmemiş ölçekte gerçekleşen açık bir fikrî mülkiyet hırsızlığı,” dedi Sulzberger. “Teknoloji devleri haber sitelerini izinsiz ve karşılıksız şekilde yağmalıyor. Bu çalınan içerikleri kendi ürünleriymiş gibi yeniden paketliyor, böylece haber kuruluşlarına gitmesi gereken izleyici ve geliri kendilerine çekiyorlar.”
Eğer bu hırsızlık devam ederse, dediği üzere, “toplumun sağlıklı işleyişi ve istikrarlı bir demokrasinin temel kaynağı olan hakikat, anlayış ve hesap verebilirlik—yani özgün gazeteciliğin sağladığı şeyler—kuruyup yok olma riskiyle karşı karşıya kalacak.” Sulzberger’a göre “haber endüstrisinin bu hamlelere karşı koymasının tek yolu, mülkiyet haklarını korumak için birlikte hareket etmektir; buna davalar da dahildir.” (Times’ın bu tür davalara 20 milyon dolar harcadığını belirtti.)
Özetle, dünyanın en etkili gazetelerinden birinin yayıncısı, dünyanın en zengin ve en güçlü şirketlerinden bazılarını suçlu olmakla; büyük servetlerini büyük ölçekte hırsızlık ve yalanlar üzerine inşa etmekle suçladı. Ve diğer medya kuruluşlarını, sadece kendi ticari varlıkları için değil, özgür basının ve onu besleyen demokrasinin devamı için The Times ile birlikte mücadele etmeye çağırdı.
Le Monde, Variety ve Press Gazette’in bu konuşmayı haberleştirmesini; The Seattle Times’ın ise konuşmadan alıntıları görüş sayfasında yayımlamasını takdir etmek gerekir. Ancak bu kadar büyük isimler, devasa paralar ve derin sonuçlar söz konusu iken neden başka neredeyse hiç haber yapılmadı? Neden sadece bu yayınlar istisna oldu?
İşte bir ipucu: The Times’ın kendisi bu konuşmayı haberleştirmedi. Bunun yerine gazetenin iş tarafı konuşmanın metnini içeren bir basın bülteni yayımladı. Ancak gazetenin haber, ekonomi, görüş veya diğer bölümlerinde konuşmaya dair hiçbir yer verilmedi. Bu yokluk, uzun süredir haber merkezlerinde hâkim olan bir anlayışı yansıtıyor: “Kendimiz hakkında neredeyse asla haber yapmayız.” Bunun bir uzantısı da muhtemelen şudur: Rakiplerimiz hakkında da haber yapmayız—bu da diğer medya kuruluşlarının sessizliğini açıklıyor.
Belki ileride bu konu daha fazla ele alınacaktır; Sulzberger’ın çağrısı, medya üzerine uzmanlaşmış her yayın organının dikkatini hak ediyor. Ayrıca başka haber merkezlerinde şu anda yürütülen görüşmeler, Sulzberger’ın hareketine katılımla sonuçlanabilir. Sonuçta konuşma da gazetecileri ve medya yöneticilerini kendi fikirlerini paylaşmaya ve iş birliği olasılıklarını araştırmaya davet ediyordu.
Covering Climate Now bu fırsatı memnuniyetle karşılıyor ve dünyanın dört bir yanındaki gazetecileri de bunu değerlendirmeye çağırıyor. Sulzberger’ın sektörümüz ve toplumumuz için ortaya koyduğu risk analizini ikna edici ve özellikle iklim krizi ile çözümlerinin nasıl haberleştirildiği açısından son derece önemli buluyoruz.
Yapay zekâ, eğer açıkça söylemek gerekirse, iklim açısından kötüdür; çünkü veri merkezleri çok büyük miktarda su ve pahalı elektrik tüketir. Ama aynı zamanda başka bir nedenle de kötüdür: Yapay zekâ sohbet botlarının geliştirilmesi, haber kuruluşlarına ait olması gereken gelirleri de ortadan kaldırır. Sulzberger’ın da belirttiği gibi bu “hırsızlık”, son yirmi yılda ABD’de “gazetecilerin %75’inin ve 3.000’den fazla gazetenin kaybedilmesinin” nedenlerinden biridir. Bu 3.000 gazete artık iklim hikâyesini anlatamayacaktır.
Ayakta kalmayı başaran haber kuruluşları için bile daralan gelirler, sıradan konuları bile haberleştirmeyi zorlaştırırken iklim değişikliği gibi büyük bir konuyu ele almak daha da güçleşmektedir. Yapay zekâ, özgür basının ya da yaşanabilir bir iklimin dostu değildir; gazetecilerin buna nasıl karşılık vereceğini tartışmasının zamanı gelmiştir.
