Fransa Ulusal Kütüphanesi’nin raflarında yıllardır kimsenin fark etmediği bir nota defteri, klasik müzik tarihinin en heyecan verici keşiflerinden birine dönüştü. Yapılan incelemeler sonucunda 44 sayfalık el yazmasının Wolfgang Amadeus Mozart’a ait olduğu doğrulandı. Yaklaşık 248 yıldır sessiz kalan eserler ise ilk kez dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Keşif, kütüphanenin 1800 öncesi müzik koleksiyonlarını inceleyen uzmanların isimsiz bir nota defterini araştırması sırasında gerçekleşti. Defterdeki karakteristik nota yazımı ve el izleri, Mozart uzmanlarının dikkatini çekti. Ardından yapılan analizler, belgenin ünlü bestecinin 1778 yılında Paris’te yaşadığı döneme ait olduğunu ortaya koydu.
Mozart’ın ders notları bulundu
Bulunan el yazması yalnızca yeni müzik parçaları içermiyor. Defter, Mozart’ın genç yaşta verdiği müzik derslerine ve öğrencisi Marie-Louise-Philippine de Guînes ile yaptığı çalışmalara da ışık tutuyor.
Flüt ve arp için yazılmış yedi kısa eser, beste egzersizleri ve öğrencinin yaptığı çalışmalar aynı sayfalarda yer alıyor. Araştırmacılar, bu belgelerin Mozart’ın eğitim anlayışını ve yaratım sürecini doğrudan gösteren nadir örneklerden biri olduğunu belirtiyor.
Yüzyıllardır duyulmayan melodiler
Defterde bulunan eserlerin büyük bölümü bugüne kadar hiçbir katalogda yer almıyordu. Son alıştırmanın yarım kalmış olması ve defterin son sayfalarının boş bırakılması ise derslerin beklenmedik şekilde sona erdiğini düşündürüyor. Tarihçiler bunun, öğrencinin evlenmesiyle bağlantılı olabileceğini ifade ediyor.
Keşfedilen eserler, Fransa Ulusal Kütüphanesi’nde düzenlenecek özel bir konserde ilk kez seslendirilecek ve daha sonra kayıtları kamuoyuyla paylaşılacak.
Müzik tarihine yeni bir pencere
Mozart üzerine yüzyıllardır süren araştırmalara rağmen hâlâ bilinmeyen eserlerin ortaya çıkabilmesi, arşivlerde keşfedilmeyi bekleyen kültürel mirasın büyüklüğünü de gözler önüne seriyor.
Bir nota defterinin raflarda sessizce beklemesi, yüzyıllar sonra ise dünyanın en önemli müzik keşiflerinden birine dönüşmesi, klasik müzik tarihinin hâlâ tamamlanmamış bir hikâye olduğunu gösteriyor.
