İran merkezli gerilim, yalnızca askeri bir kriz değil; aynı zamanda küresel ekonomi üzerinde dalga dalga yayılan bir sarsıntı. Hürmüz Boğazı ile Beyaz Saray arasında şekillenen bu denklem, dünyanın geri kalanı için ciddi bir maliyet tartışmasını beraberinde getiriyor.
Washington’da düzenlenen Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası toplantılarında konuşulanlar, bu endişenin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. G7 maliye bakanları, merkez bankacıları ve küresel finans aktörleri, savaşın “öngörülebilir ama kaçınılmayan” ekonomik sonuçlarından rahatsız.
Enerji krizi kapıda
Krizin en kırılgan noktası enerji. Asya’daki finans çevreleri özellikle “gerçek enerji kıtlığı” riskine dikkat çekiyor. Irak’ın petrol üretimini durdurması, Orta Doğu’ya bağımlı ülkelerin tedarik zincirlerini sekteye uğratmış durumda.
Bangladeş gibi ülkeler gaz sıkıntısıyla karşı karşıya kalırken, Pasifik adaları uzun süren sevkiyat hatları nedeniyle yakıt bekliyor. Bu tablo, küresel enerji sisteminin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Kristalina Georgieva bu süreci “yavaş ilerleyen bir şok” olarak tanımlıyor. Ajay Banga ise özellikle düşük gelirli ülkelerin ciddi baskı altında olduğunu vurguluyor.
Gıda fiyatları sırada
Enerji krizinin ardından gelen ikinci dalga ise gıda. Gübre üretiminde kritik olan üre fiyatları iki katına çıkmış durumda. Bu da özellikle yaz aylarında küresel gıda arzını tehdit ediyor.
Kuzey yarımkürede ekim sezonu devam ederken, asıl risk birkaç ay sonra ortaya çıkacak. Gübreye erişimin kesilmesi, zincirleme bir gıda krizine dönüşebilir.
ABD neden daha iyimser?
Donald Trump yönetimi ise diğer ülkelere kıyasla daha iyimser bir tablo çiziyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, kısa vadeli ekonomik kayıpların uzun vadeli güvenlik için “katlanılabilir” olduğunu savunuyor.
Ancak bu yaklaşım, özellikle Avrupa’da karşılık bulmuş değil. Fransa ve İngiltere gibi ülkeler, krizin enerji fiyatları ve büyüme üzerindeki etkilerini daha temkinli değerlendiriyor.
Kriz sadece Orta Doğu değil
İlginç olan, bazı finans liderleri için bu savaş en büyük risk bile değil. Küresel ölçekte yapay zekâ güvenliği, özel kredi piyasaları ve teknoloji balonu gibi başlıklar da en az bu kriz kadar kaygı yaratıyor.
Bu da bize şunu söylüyor: Dünya ekonomisi, tek bir krizden değil, üst üste binen belirsizliklerden etkileniyor.
Bu savaş, klasik bir jeopolitik gerilimden fazlası. Enerji, gıda ve finans zincirlerinin birbirine ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne seriyor. Hürmüz’deki bir tıkanıklık, binlerce kilometre uzaktaki mutfakları ve market raflarını etkileyebiliyor.
Krizin geçici olduğu umudu var. Ancak geçici krizlerin kalıcı etkiler bıraktığı bir dönemdeyiz. Asıl soru şu: Bu sadece bir dalga mı, yoksa yeni bir ekonomik düzenin başlangıcı mı?
