Cum. Eyl 18th, 2026

Yeni belgeler Epstein’in akademideki bağlantılarını açığa çıkardı

ABD Adalet Bakanlığı’nın son dönemde yayımladığı belgeler, cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş finansçı Jeffrey Epstein’in yalnızca siyaset ve iş dünyasıyla değil, bilim camiasıyla da derin ve uzun soluklu ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. Belgeler, Epstein’in 2000’li yılların başından ölümüne kadar geçen süreçte akademik projelere milyonlarca dolar aktardığını, prestijli üniversitelerdeki araştırmacılarla yakın temas içinde olduğunu ve bazı tartışmalı fikirlerini bu çevrelerde dolaşıma sokmaya çalıştığını gösteriyor.

Epstein’in 2008 yılında Florida’da çocuklara yönelik cinsel suçlardan hapis cezası almasının ardından dahi, bazı akademisyenlerle ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. Üstelik bu temaslar yalnızca sosyal düzeyde kalmadı; bağışlar, ortak projeler ve üniversite ziyaretleriyle kurumsal bir boyut da kazandı.

Bilim dünyası neden Epstein’e kapılarını açtı?

Bilim insanlarının Epstein’le neden ilişki kurduğu sorusu çoğu zaman tek kelimeyle yanıtlanıyor: fon. Cornell Üniversitesi’nden bilim iletişimi uzmanı Bruce Lewenstein’a göre, bilim tarihi zengin hamilerle iç içe ilerledi. Araştırmalar, teleskoplar, laboratuvarlar ve deneyler için finansman ihtiyacı, akademiyi güçlü bağışçılara bağımlı hale getirdi.

Ancak Epstein’i sıradan bağışçılardan ayıran önemli bir özellik vardı. Çoğu bağışçı gibi adının binalara verilmesini istemiyor, bunun yerine perde arkasında kalarak ilişki ağını genişletmeyi tercih ediyordu. Miami Herald’ın araştırmalarına göre Epstein, dans topluluklarından düşünce kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazede bağış yaptı ve bu sayede etkili çevrelere erişim sağladı.

Harvard merkezli ilişkiler ağı

Belgelerde en sık adı geçen kurumlardan biri Harvard Üniversitesi. Epstein’in, 2008’deki mahkûmiyetinden önce üniversiteye 9 milyon doların üzerinde bağış yaptığı, bu miktarın büyük bölümünün matematikçi Martin Nowak’ın yürüttüğü Evrimsel Dinamikler Programı’na aktarıldığı görülüyor.

Mahkûmiyet sonrasında da Harvard’la bağını koparmayan Epstein’in, 2018 yılında üniversiteyi 40’tan fazla kez ziyaret ettiği ve kampüste bir ofis kullandığı belgelerde yer alıyor. Nowak’ın, Epstein’le olan yakın ilişkisi nedeniyle 2021’de Harvard tarafından bazı akademik yetkilerinin kısıtlandığı, bu yaptırımların ise 2023’te kaldırıldığı biliniyor.

Harvard fizikçisi Lisa Randall’ın Epstein’in özel jetiyle seyahat ettiği ve özel adasına gittiği de belgelerle ortaya çıkan bir diğer detay. Yazışmalarda, Epstein’in geçmişte aldığı hapis cezasına dair yapılan şakalaşmalar ise akademik etik tartışmalarını derinleştiriyor.

MIT, Summers ve diğer bağışlar

Epstein’in bağış ağı Harvard’la sınırlı değildi. MIT Medya Laboratuvarı’na ve bazı akademisyenlere, mahkûmiyet sonrası dönemde normal bağış kanalları dışında yüz binlerce dolar aktarıldığı üniversite soruşturmalarına yansıdı. Epstein’in, bu süreçte başka bağışçılar üzerinden milyonlarca dolarlık fon sağladığını iddia etmesi ise kurumlar tarafından reddedildi.

Ağda adı geçen bir diğer önemli isim, eski Harvard rektörü ve ekonomist Larry Summers. Summers’ın Epstein’le 2017–2019 yılları arasında yazışmalar yaptığı belgelerde yer alıyor. Summers, geçmişte kadınların bilimdeki yetkinliğine dair tartışmalı açıklamaları nedeniyle eleştirilmişti.

Misafir araştırmacı Epstein

Belgelerdeki en çarpıcı ayrıntılardan biri, Epstein’in 2005–2006 akademik yılında Harvard’da misafir araştırmacı olarak görev yapması. Psikoloji bölümüne yaptığı 200 bin dolarlık bağışın ardından bu unvanı aldığı belirtilen Epstein’in, akademik yeterliliklerden yoksun olduğu ve üniversite mezunu bile olmadığı biliniyor.

Başvuru belgelerinde, insan gönüllüler üzerinde MR görüntüleme çalışmaları yapmayı öneren Epstein’in, insanları “bilişsel ve duygusal kapasiteyi artıran sosyal protezler” olarak tanımlaması, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan suçlarıyla birlikte değerlendirildiğinde rahatsız edici bir tablo çiziyor.

Öjenik fikirler ve “bilimsel meşruiyet” arayışı

Belgeler, Epstein’in yalnızca fon sağlayan bir figür olmadığını, aynı zamanda bazı uç ve temelsiz fikirlerini akademik çevrelerde tartışmaya açmaya çalıştığını da gösteriyor. Bunlar arasında, kendi DNA’sı üzerinden insanlık yaratma gibi öjenist hayaller de bulunuyor.

Bu kapsamda, Harvard bağlantılı Massachusetts General Hospital’da görev yapan bir doktor aracılığıyla genetik testler yaptırdığı, özel genomik projeler için finansman sağladığı belgelere yansımış durumda.

Edge ağı ve “entelektüel erkekler kulübü”

Epstein’in bilim dünyasına erişiminde kilit rol oynayan yapılardan biri de Edge Foundation. Kurucusu John Brockman olan Edge, yıllar boyunca seçkin bilim insanlarını, yazarları ve teknoloji figürlerini bir araya getiren etkinlikler düzenledi.

BuzzFeed News’in incelemelerine göre, Edge’in özel etkinliklerinin önemli bir bölümü Epstein tarafından finanse edildi. Katılımcı profili ise büyük ölçüde erkeklerden oluşan, kapalı ve seçkin bir entelektüel çevreyi yansıtıyordu. Epstein’in bu ağ sayesinde önde gelen bilim insanlarına, teknoloji liderlerine ve akademik karar vericilere doğrudan erişim sağladığı görülüyor.

Akademi için rahatsız edici sorular

Ortaya çıkan tablo, Epstein’in bilim camiasıyla ilişkilerinin yalnızca etik bir bağış tartışması olmadığını gösteriyor. Belgeler, akademinin finansman ihtiyacının, denetimsiz ve sorgulanmayan ilişkiler yoluyla ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini de gözler önüne seriyor.

En temel soru hâlâ yanıt bekliyor: Epstein’in parası yalnızca araştırmaları mı finanse etti, yoksa bazı rahatsız edici ve temelsiz fikirlerin akademik alanda dolaşıma girmesine de zemin mi hazırladı?

Bu soru, yalnızca Epstein’i değil, bilim dünyasının kendi sınırlarını ve etik reflekslerini de yeniden tartışmaya açıyor.

Related Post

Bir Cevap Yazın

Fika sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin